o vakit

Geçmiş ve gelecek. Bir bütün gibi uzanıyor avuçlarında. Sen hep böyle miydin, demek istedi. İnsan bazen başaramayacağını bile bile anlatmak istiyor hatta anlaşılmak. Hep böyle kırılgan mıydın? Kırılgan derse, biliyor. Savunur kendini. Hatta kızar bile belki. Ne zor insanın derdini anlatması. Birbirini seven iki insan bile anlaşamıyorsa, niye var bu sözcükler? Durdu, düşündü. İyice düşündü. Ne çok şey vardı dilinin ucunda, ne kadar azını söyleyebiliyordu ve o;nların da ne kadar azı anlaşılıyordu.

Avuçlarına baktı yeniden. Geçmiş kararıyordu, ürperdi. Gelecek bulanık sevimsizdi. Kafasını kaldırdı, etrafına baktı, sonra yeniden avuçlarına. Dokunmak istedi sonra ona, bir taşa dokunur gibi. Soğuk. Merhametsiz ama merhameti yok diye bir taşa kızabilir miydiniz? Yo, bu beklentiler yüzünden kendine dönerdi hep öfken. Dokunmak istedi, uzandı. Aradaki boşluk büyüdü, büyüdü. Ulaşılamaz oldu. Eli boşlukta kaldı, kalakaldı.

Kalbine döndü az sonra. Neydi şimdi? Üzgün müydü, çatırdayan bir şeyler hissetti yüreğinde. Birkaç kırık tahta sallanıp düşüyordu. Nereden geldiği belirsiz bir yağmur uğulduyordu kulaklarında. Kuru gürültü. Gözlerine varamaz onun ıslaklığı. Tanır. Bilir.

Ayaklarını da tanır, durmazlar. Durmadılar, gittiler. Dönemezler.

Reklamlar

ayguntertemiz tarafından yayımlandı

Psikolojik Danışma ve Rehberlik

Sohbete katılın

2 yorum

Yorum bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: